Polikistik over sendromunda adet düzeninin bozuk olması

POLİKİSTİK OVERDE ADET GECİKMESİ VE ADET DÜZENSİZLİĞİ

Polikistik over sendromunda (PKO, PCOS) adet düzensizliğinin nedeni ovulasyon (yumurtlama) olmaması veya ovulasyonun düzensiz olmasıdır. Adet (regl) döngüsünün her ay düzenli şekilde olması için ilk kural yumurtlamanın düzenli olmasıdır, yumurtlama sonucunda olan progesteron hormonunun bir süre etki gösterdikten sonra azalması adet kanamasının başlamasını sağlar. Yumurtlama olmadığı taktirde progesteron salgısı olmayacağı için adet gecikmesi yaşanır, rahim iç tabakası kalınlaşır ve bir süre sonra aşırı kalınlaşma sonucunda gecikmeli de olsa kanama olur, ancak bu kanama normal adet kanaması gibi düzenli ve normal miktarda olmaz, bazen aşırı ve uzun süren adet kanamaları yaşanabilir. Bu düzensizliğin daha iyi anlaşılması için öncelikle buraya tıklayarak normal adet düzeninin nasıl gerçekleştiğini okumanız faydalı olabilir.

Polikistik over sendromunda adet düzeninin bozuk olması olmazsa olmaz bir şart değildir. Nadiren bazı polikistik over hastalarında adetler düzenli de olabilir (bkz: polikistik over tanısı) ancak çoğunlukla seyrek ve düzensiz adet görülür. Adetler 2-3 ayda bir bazen daha uzun süre aralıklarla görülebilir. Ara sıra aşırı ve uzun süren adet kanamaları görülebilir. Adet gecikmesi değişken sürelerle görülür.

Tedavi:
Adet gecikmesinin veya adet düzensizliğinin tedavisinde progesteron türevi ilaçlar veya doğum kontrol hapları sıklıkla kullanılır. Bu ilaçların kullanılmasında bir sakınca olmadığı mutlaka doktor muayenesi ile netleştirilmelidir, doktor kontrolü altında olmadan kesinlikle kullanılmamalıdır. Çocuk istemi olan hastalarda bu ilaçlar kullanılmaz, ovulasyon indüksiyonu (yumurtlama) tedavisi verilir. Adet gecikmesinin polikistik over sendromu dışında başka bir sebebi olabileceği de (troid hormon bozukluğu gibi) mutlaka tedaviden önce araştırılmalıdır, bu durumda sebebe yönelik tedavi de eklenecektir.
Aşırı kilo varsa diet ve egzersiz ile zayıflama hem adetlerin düzenlenmesini hem de yumurtlama düzeninin sağlanmasını kolaylaştıracaktır, bu nedenle ilaç tedavisinden daha öncelikli olarak mutlaka dikkat edilmesi gereken bir konudur.

İnsülin direncini (insülin rezistansını) değerlendirmek için kullanılan

PCOS’ta laboratuvar bulguları:
– LH/FSH oranı artar (3’ün üzerinde)
– E1/E2 oranı artar
– Testosteron, androstenedion, DHEA-S düzeyi artar
– SHBG azalır.
– IGF-BP azalır. IGF artar.
– Total kolesterol, trigiliserid, LDL artar; HDL azalır.
– İnsülin direnci artar.
– Ovulasyon olmadığı için progeseron düzeyi düşük saptanır.

İnsülin direncini (insülin rezistansını) değerlendirmek için kullanılan laboratuvar testleri: Açlık glukoz insülin oranı, 75 gram OGTT testi, HOMA-IR testi, açlık insülin düzeyi, QUICKI test, hiperinsülinemik öglisemik klemp testi.

Ayırıcı tanı:
– Geç başlangıçlı konjenital adrenal hiperplazi
– Hiperprolaktonemi
– Hipotiroidi
– Androjen salgılayan over tümörleri

Tedavi:
Tedavide amaçlar diyet, egzersiz ve yaşam tarzı değişiklikleri ile normal vücut ağırlığına gelmeyi sağlamak, androjen hormonlarının seviyesini düşürmek ve tüylenmeyi azaltmak, gebelik istemi varsa bunu sağlamaktır. Ayrıca bu hastalarda kronik anovulasyona (yumurtlama bozukluğu) bağlı endometrium (rahmin iç tabakası) sürekli östrojen hormonuna maruz kalır ve bu da endometrium kanseri riskini arttırır, tedavi amaçlarından birisi de bunu önlemektir.
Kilolu hastalarda diyet ve egzersizler sayesinde kilo kaybı ile yumurtlama fonksiyonları ve dolayısı ile adet düzeni normale dönebilmektedir, gebelik şansı artabilmektedir.
Çocuk istemeyen hastalarda en çok kullanılan tedavi seçeneklerinden birisi doğum kontrol hapları ve progesteron hormonlarıdır.
Bu hastalardaki aşırı tüylenmeyi azaltmak için yine doğum kontrol hapları, siproteron asetat, flutamid, finasterid gibi ilaçlar kullanılabilmektedir.
Bir diabet ilacı olan metformin androjen üretimini azaltmanın yanı sıra ovulasyon (yumurtlama) üzerine olumlu etkileri olması nedeniyle bu hastalarda kullanılabilmektedir. Bu yüzden özellikle çocuk istemi olan hastalarda tedaviye eklenebilmektedir.
Çocuk isteyen hastalarda yumurtlamayı uyaran ilaçlar kullanılır. Genel olarak klomifen sitratla başlanıp yanıt alınamazsa daha etkin ilaçlara geçilmektedir. Bütün tedavi yöntemleriyle hala gebelik elde edilemeyen hastalarda seçenek tüp bebek (IVF)’tir.
PCOD hastalarında cerrahi tedavi olarak eskiden ovarian wedge rezersiyon uygulanmaktaydı, günümüzde laparoskopik ovaryan drilling uygulanabilmektedir. Wedge rezersiyonda yumurtalığın (over) içerisinden kama şeklinde bir bölüm çıkarılarak alınır. Drilling operasyonunda ise yumurtalıklara 4-5 adet delikler açılır. Bunda da amaç yumurtlama düzenini sağlamak ve bu sayede gebelik şansını arttırmaktır.

Polikistik Over Sendromu (PKO, PKOS)

POLİKİSTİK OVER SENDROMU (PCOS, PKOS)

Polikistik Over Görüntüsü
Polikistik over sendromu (PCOS) (Stein-Leventhal Sendromu) genç ve orta yaş kadınlarda görülen en sık metabolik bozukluktur. İlk olarak 1935 yılında Irving Freiler Stein ve Michael Leo Leventhal tarafından tarif edilmmiştir.
Poli: çok anlamındadır polikistik: çok sayıda kist içeren anlamına gelir. Polikistik over hastalarının çoğunda (hepsinde değil) yumurtalıklarda çok sayıda yan yana dizilmiş ufak kistler izlenir. Bunlar aslında normal anlamda yumurtalık kistleri gibi değildir, onlardan farklıdır, küçüktür.

– Oligomenore, amenore (seyrek adet görme, adet görememe)
– Anovulasyon (Yumurtlama düzensizliği)
– Androjen hormonlarında yükseklik ve/veya buna bağlı aşırı tüylenme (hirsutismus), akne vb. bulgular
– Yumurtalıklarda çok sayıda küçük yumurta kistleri
– Şişmanlık
ile karakterize bir hastalıktır.

Polikistik Over Sendromu (PKO, PKOS) olan hastaların % 80’ninde ultrasonografide yumurtalıklarda büyüme, yumurtalık kapsülünde kalınlaşma ve kapsülün hemen altında birçok (10 taneden fazla) küçük kist görülür. Ancak bu görünümün olması her zaman polikistik over sendromu olduğunu göstermez, çünkü normal kadınların % 23’ünde de ultrasonografide aynı bulgulara rastlanabilir.

Hastalık genellikle adet düzensizliği (daha çok seyrek adet görme şeklinde), sivilce, yağlı cilt, kıllanma, infertilite (kısırlık) ve kilo artışı gibi belirtilere yol açar.

Tanı için değişik kriterler kullanılmaktadır:
– Kanda erkeklik hormonlarının yükselmesi
– Muayenede kıllanma, sivilce ve ciltte yağlanma gibi erkeklik hormonlarının yükselmesi ile ortaya çıkan belirtilerin varlığı
– Seyrek adet görme veya seyrek yumurtlama
– Şişmanlık
– İnsülin direncinin artması gibi…
Tanı (teşhis) hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.